Hucûrat suresi 6. ayette meâlen şöyle
buyrulur: "Ey iman edenler! Eğer bir fasık size haber getirirse onun
aslını araştırın..."
Bu ayetten anlaşılan; şeriatın koyduğu
sınırlardan dışarıya çıkmayı adet haline getiren birinin (fasığın), getirdiği
habere inanmamak değildir. Ayetten çıkan sonuç, haberin doğru olup olmadığının
araştırılmasıdır. "Bu haber kesinlikle yanlıştır" demeye mahal
verecek bir ifade bulunmamaktadır. Aynı ayetin devamında "bir topluluğa
bilmeden kötülükte bulunursunuz" sözü fasık haberci için de geçerli
olabilir, yani getirdiği her habere "muteber olmayan, asılsız" olarak
bakmak, o fasığı bilmeden zan altında bırakmaya ve kul hakkı ihlaline sebebiyet
verebilir. Nihayetinde; haberi getiren şahsın kendisine güvenilmeyecek
özellikleri olsa dahi söylediği söz doğru veya haklı olabilir.
Sözgelimi, bir hadisin zayıf kabul
edilmesinin sebebi olarak râvisinin adalet ve zabtındaki eksiklik olması göz önüne
alındığında, râvi kusurlu olsa da getirdiği hadis metninin doğruluğu mümkündür.
Nitekim âlimler, bazı şartlar mukabilinde zayıf hadisle de amel edilebileceği söyler.
Burada bahsettiğimiz zayıf hadis ve râviden hareketle, fasık birinin getirdiği
habere veya söylediği söze, kişiliğinden ötürü yanlış/yalan/haksız demek doğru
olmaz.
Gelelim bunu neden anlattığıma. Günümüze
bağlama ve daha iyi tahlil etme açısından bu anlattıklarımın ehemmiyeti çoktur.
Her telden ve her türden siyasi savaşın doruklarını yaşadığımız bir evredeyiz. Bu
siyaset arenasında hem siyasiler, hem taraftarlar, hem de meraklıları olduğu
için haber kaynakları önceliklidir. Fakat doğru kaynak ender bulunmaktadır. Herkesin
birbirini fasıklıkla itham ettiği dünya halinde, kimin fasık olduğu, haberinin
doğru/yanlış olduğu taraflarca değişmektedir.
X kaynağın verdiği haber, Y kaynağında farklı
şekilde lanse edilir oldu. X'i benimseyenler Y'yi yalancı/haksız saydı. Veya
tam tersi. Tarafların partizan fikirleri kızıştıkça X'in siyasi duruşundan
memnun olanlar, Y'nin siyaseten bütün haberleri uydurduğu görünüşünü ortaklık
içinde kabul etti. Fakat kimse Y'nin doğru haber getirebileceği görüşüne
inanmıyordu, çünkü X'in desteklediği politikaya, dolayısıyla politikacıya
aykırıydı...
Doğru-yanlış/haklı-haksız algımızı,
desteklediğimiz politikaya ve popüler siyasi görüşe göre belirlediğimiz sürece
karanlıktan aydınlığa ulaşamayız.
“Bir topluluk kendisini değiştirmedikçe Allah
onların durumunu değiştirmez. Allah bir topluluk için fenalık istedi mi, hiç
bir güç onu durduramaz; onların O'ndan başka bir koruyup kollayanları da olmaz.”
Rad suresi, 11. ayet
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder